<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Ankara</title>
	<atom:link href="http://saglik-ankara.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://saglik-ankara.com</link>
	<description>Ankara&#039;nın Kadın Sağlığı ve Güzelliği</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 Jan 2010 22:30:00 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Dış Gebelik</title>
		<link>http://saglik-ankara.com/dis-gebelik.html/</link>
		<comments>http://saglik-ankara.com/dis-gebelik.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 22:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik-ankara.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[ 
Dış Gebelik 
Yumurtalık yolu içinde oluşan gebeliğe dış gebelik denir. Laporoskopi denilen yöntemle delikler açılarak yapılabildiği gibi normal sezeryan şeklindede yapılabilir.
Gebeliğin gelişimi sırasında tüpün yırtılması ile oluşan kanamayı önlemek için bu dış gebelik sonlandırılmalıdır.  Ameliyatla tüpün ve gebelik mahsülün alınması ( Salpingectomie ) gerekebileceği gibi sadece gebelik ürününü almak ta ( Linear salpingostomie) mümkün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/13/index.php"> <img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/13/image_resize.php?i=alt_logolar/017394500126349490395.jpg&amp;w=80&amp;h=80" border="0" alt="" /></a></p>
<p><strong>Dış Gebelik </strong></p>
<p>Yumurtalık yolu içinde oluşan gebeliğe dış gebelik denir. Laporoskopi denilen yöntemle delikler açılarak yapılabildiği gibi normal sezeryan şeklindede yapılabilir.</p>
<p>Gebeliğin gelişimi sırasında tüpün yırtılması ile oluşan kanamayı önlemek için bu dış gebelik sonlandırılmalıdır.  Ameliyatla tüpün ve gebelik mahsülün alınması ( Salpingectomie ) gerekebileceği gibi sadece gebelik ürününü almak ta ( Linear salpingostomie) mümkün olabilir.</p>
<p>Ameliyat acil olarak genel anestezi altında yapılır ve 30-60 dakika kadar sürer. Ameliyat genelikle karına 3 adet delik açılarak laporscopie ile yapılabildiği  gibi açık operasyon şeklinde de yapılır. Hastahanede ortalama 2 gün kadar kalınır.</p>
<p><em>Kaynak: Kadinsagligi.com</em></p>
<p><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglik.html">Kadın Hastalıkları ve Kadın Sağlığı</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik-ankara.com/dis-gebelik.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Myomlar</title>
		<link>http://saglik-ankara.com/myomlar.html/</link>
		<comments>http://saglik-ankara.com/myomlar.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 22:27:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik-ankara.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Myoma Uteri ve Fibromyoma yada Fibroid rahimin kendisinin veya damarlarının düz kaslarından veya içindeki bağdokusundan, gelişen iyi huylu bir tümördür. Doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık 2/5’inde ve ençok 40 ve 50’li yaş gruplarındaki kadınlarda izlenmektedir. Çocuk istemi olan kadınlarda myom bulunması daha özel ve dikkatli takibi gerektiren bir durumdur.
Risk faktörleri nelerdir ?
Myomların oluşması için çeşitli risk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Myoma Uteri ve Fibromyoma yada Fibroid rahimin kendisinin veya damarlarının düz kaslarından veya içindeki bağdokusundan, gelişen iyi huylu bir tümördür. Doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık 2/5’inde ve ençok 40 ve 50’li yaş gruplarındaki kadınlarda izlenmektedir. Çocuk istemi olan kadınlarda myom bulunması daha özel ve dikkatli takibi gerektiren bir durumdur.</p>
<p><strong>Risk faktörleri nelerdir ?</strong><br />
Myomların oluşması için çeşitli risk faktörleri araştırılmıştır. En önemli risk faktörleri; hiç doğum yapmamış olmak, yumurtlamanın olmamasına bağlı olarak gelişen karşılanmamış östrojen yapımı, şişmanlık ve ırktır. İdeal vücut ağırlığının üzerindeki her 10 kilogram için risk %10 artmaktadır. Beyaz kadınlarda siyah ırka göre yaklaşık 4 kat daha sık görülmektedir. Myomu olan hastalarda genellikle ailenin diğer kadınlarında da miyom vardır.Bu da myomların gelişiminde bazı kalıtsal faktörlerin rol oynamasına bağlıdır. Bazı çalışmalarda myomu olan kadınlarda bazı kromozomlardaki kırılmaların daha sık görüldüğü belirlenmiştir. Rahimde myom gelişimi riskini azaltan en önemli faktör ise doğum kontrol hapı kullanımıdır.<span id="more-34"></span></p>
<p><strong>Myom nedenleri nelerdir ?</strong><br />
Myom gelişimini başlatan faktörler henüz kesin olarak bilinmemektedir. Myom gelişimi ile hormonların bağlantısı olduğunu gösteren kanıtlar vardır :</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Ergenlik öncesi myom gelişimi çok nadirdir.</li>
<li style="text-align: justify;">En sık rastlandığı dönem yumurtlamanın bozulduğu, östrojen üretiminin karşılanmadığı menopoz öncesi 40’lı yaşlardır.</li>
<li style="text-align: justify;">Menopozdan sonra myomların büyümeleri durur veya geriler.</li>
<li style="text-align: justify;">Myomlara östrojen fazlalığına bağlı olarak gelişen diğer hastalıklar yani yumurtlama bozuklukları, hiperplazi (rahim iç duvarının kalınlaşması) ve polipler eşlik eder.</li>
<li style="text-align: justify;">Myomlar kadınlık hormonlarından progesteronun yüksek olduğu gebelik döneminde hızlı büyürler.</li>
<li style="text-align: justify;">Kadınlık hormonlarını baskılayan ve adeta menopoza benzer durum yaratan ilaçlar myomları küçültür.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong>Myom çeşitleri nelerdir ?</strong><br />
Myomlar rahimin değişik bölgelerinde bulunabilir. Rahimi tamamen büyüten myomlar olduğu gibi, rahim boşluğuna uzanan myomlar (submüköz myom), rahim duvarı dışına uzanan myomlar (subseröz myom) ve hem rahim duvarını kalınlaştıran hem de rahim boşluğuna doğru uzanan myomlar (intramural myom) gelişebilir. Bazı hastalarda tek bir myom mevcutken bazılarında çok sayıda myom görülebilir. Myomlar çok büyük çaplara ulaşabilir ve bazı durumlarda göbeğe kadar uzanan büyüklükte bir ur oluşturacak kadar büyürler.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahim boşluğuna doğru gelişen myomlar rahim yüzeyini arttırdıkları ve düzensiz rahim duvarı dökülmelerine yol açtıkları için adet (regl) kanamalarının artması, uzaması veya düzensiz kanamalar olması şeklinde belirti verebilirler. Myomların hızlı büyümesi durumunda myomların damarları ile beslenmesi bozulur ve myomlarda dejeneratif değişiklikler ortaya çıkar. Bu dejeneratif değişiklikler kendini özellikle ağrı ile ortaya çıkarır. Bazı myomlar rahim duvarına ince bir sap ile bağlıdırlar ve bu sapın kendi etrafında dönmesi (torsiyon) nedeniyle beslenmeleri bozulur ve ağrı şikayeti ve hatta daha ileri hallerde acil hastaneye başvurmayı gerektirecek belirtiler verebilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahim boşluğundan gelişen bazı myomlar ise rahim ağzını geçerek hazneye (vajene) doğru uzanırlar (vajene doğmuş myom).</p>
<p><strong>Myomlarda görülen belirti ve şikayetler nelerdir ?</strong></p>
<p>Normal kadın doğum muayenesinde myom tesbit edilen hastaların hemen endişelenmeleri ve korkulara kapılmaları gereksizdir. Kadınlarda oldukça sık görülen myomlar her zaman bir belirti vermeyebilir. Myomu olan kadınların sadece %20-30’unda myoma bağlı şikayetler ortaya çıkar. Bu nedenle tüm myomların tedavi edilmesi gerekmemektedir, myomların çoğunda düzenli aralıklarla 6-12 ayda bir kadın doğum kontrollerinin yapılması yeterlidir.</p>
<p><strong>Myom tedavisi nasıl yapılır ?</strong><br />
Myomların klasik tedavisi cerrahi olarak çıkarılmalarıdır. Ancak bu klasik tanım son zamanlarda (myoma bağlanan ve tıbbi yolla ilaç ve diğer ameliyat dışında kalan yöntemlerle düzeltilemeyen) yakınması olmayan hastaların ameliyat edilmemesi şeklinde özetlenmektedir.</p>
<p>Klasik olarak aşağıdaki durumlarda myomların tedavisi gerekmektedir:</p>
<ol>
<li style="text-align: justify;">Myoma bağlı olarak kanama, ağrı veya mesane (idrar torbası) veya makata baskı olması</li>
<li style="text-align: justify;">Menopoza girilmesine rağmen  myomda büyüme</li>
<li style="text-align: justify;">İdrar yollarına baskı ve idrar akışında güçlük ortaya çıkması</li>
<li style="text-align: justify;">Myomun kendi sapı etrafında dönmesi (torsiyon)</li>
<li style="text-align: justify;">Myoma bağlı olarak karın boşluğunda sıvı toplanması</li>
<li style="text-align: justify;">Myomda bozulmaya bağlı (dejeneratif)değişiklikler ile ortaya çıkan akut karın tablosu (bulantı, kusma, karında hassasiyet, gaz çıkarmada güçlük)</li>
<li style="text-align: justify;">Rahim ağzından hazneye uzanan myom (vajene doğmuş myom)</li>
<li style="text-align: justify;">Myomun rahimi üç aylık gebelik büyüklüğünden daha fazla büyütmesi</li>
<li style="text-align: justify;">Çocuk olmasına myomun engel olduğu durumlar</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gebelik ve Myom</strong><br />
Gebeliklerin %3’ünde gebelikle birlikte myom da tesbit edildiği bildirilmektedir. Gebelikle birlikte myom bulunduğu hallerde myomun büyüklüğü ve rahimde yerleşmiş olduğu yere bağlı olarak düşükler, erken doğum, eşin (plasenta) erken ayrılması, doğum sonu kanama gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Myoma bağlı kanamalar uzun sürerse kansızlığa yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir çok myomlu kadının hastaneye geliş nedeni uzamış, artmış veya düzensizleşmiş adet kanamaları ve kansızlıktır. Çocuğu olmayan hastalarda da myomlar büyüklüğü ve yerleşim yerine göre (bazı araştırma sonuçlarına göre rahimin herhangi bir yerindeki herhangi büyüklükteki tüm miyomlar) çocuk olmasını güçleştiren bir neden olarak karşımıza çıkabilir.</p>
<p><strong>Myom Tedavisi</strong><br />
Myomların tedavisi cerrahidir. Myom cerrahi tedavisi öncesinde kadınlık hormonların baskılayıp adeta bir menopoz yaratarak myom çapında küçülmeye neden olan bazı hormonal ilaçlar kullanılabir. Bu ilaçların myomları küçültücü etkisi geçicidir, bu ilaçlar bırakıldıktan bir kaç ay sonra myomlar eski çaplarına dönerler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle bu ilaçlar ancak cerrahi girişim öncesi bu cerrahi girişimi kolaylaştıracaksa verilebilir. Bu ilaçların menopoza ve menopozun getirdiği sorunlara (ateş basması, uykusuzluk, haznede kuruluk, kemiklerde zayıflama ve benzeri etkiler) yol açmaları nedeni ile sürekli kullanımı mümkün değildir.</p>
<p>Doğurganlığın korunmak istendiği hastalarda büyük bir çoğunlukla rahim korunarak sadece myom çıkarılabilir (myomektomi). Bu işlem myomun yeri, büyüklüğü ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak açık ameliyat veya endoskopik yöntemler (laparoskopi) kullanılarak gerçekleştirilebilir. Çocuk olmaması nedeni ile myomlara cerrahi işlem uygulanılacak kişilerde cerrahinin getireceği yarar ile oluşturacağı yan etkiler iyice tartışılmalı ve ameliyata ona göre karar verilmelidir. Myomektomi ameliyatının istenmeyen etkileri rahim boşluğunda bozulma, yapışıklık veya karın içi yapışıklarla tüplerin etkilenmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle myomu olan ve çocuk isteyen hastalarda ameliyat öncesi tetkikler titizlikle yapılmalı (ultrasonografi, ilaçlı rahim filmi-HSG) ve ameliyatın yarar getireceği durumlarda cerrahi girişime karar verilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğurganlık çağını geçmiş veya daha fazla çocuk istemeyen hastalarda ve rahimin korunmasının mümkün olamayacağı ileri derecede büyük myomlarda rahimin tümüyle alınması gerekebilir. Bu işlem de sıklıkla açık ameliyat şeklinde yapılır, uygun vakalar kapalı ameliyat (laparoskopi- endoskopi) ile gerçekleştirilir. Ameliyat öncesi hastaya myomların yerleri, rahimin büyüklüğü, ameliyat şekli, ameliyat sonrası görülebilecek durumlar ve ameliyat sonucu gelişebilecek olası durumlar gayet ayrıntılı bir şekilde açıklanmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahimi alınan kadınlar eğer doğurganlık yaşlarında ise ve yumurtalıklarında herhangi bir anormallik yoksa yumurtalıklar ameliyat sırasında alınmaz ve bu hastalarda ameliyat sonrası menopoz belirtileri ortaya çıkmaz. Hastalara ameliyat sonrasında da yapılan ameliyat ve ameliyat sonrası nasıl bir takip planlandığı ayrıntılı olarak açıklanmalıdır. Rahimin alınması ameliyatı (histerektomi) sadece doğurganlığı sonlandıran bir işlemdir, hastanın cinsel yaşamını sürdürmesine engel olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Myomu kadın doğum muayenesi sırasında tesbit edilen herhangi bir şikayeti olmayan ve doktorları tarafından herhangi bir tedavi önerilmeyen hastaların endişelenmesine gerek yoktur. Bu hastaların aslında tüm kadınların da uygulaması gerektiği gibi 6-12 ay aralıklarla düzenli bir şekilde kadın doğum muayenelerini yaptırmaları gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastaların çoğunda myomların zaman içerisinde kötü bir hastalığa dönüşeceğine dair korkular vardır. Myomlarda kanser gelişimi (leomyosarkom) oldukça düşük (1000’de 1-3 cıvarında) bir ihtimaldir, bu nedenle tüm myomların ameliyatla alınmasına gerek yoktur. Kadınlarda oldukça sık görülen bir hastalık olması nedeni ile kadınların myomlarla ilgili belirtilere dikkat etmeleri ve düzenli kontrolleri gereklidir.</p>
<p><strong>Özet olarak</strong> ;<br />
Myom belirtileri:</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Düzensiz veya aşırı  kanama  ve  buna bağlı kansızlık</li>
<li style="text-align: justify;">Karında kitle</li>
<li style="text-align: justify;">Ağrı ve komşu organ rahatsızlıkları ( Mesane ve kalın bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, sık idrar ,kabızlık vb)</li>
<li style="text-align: justify;">Kısırlık, gebelik kaybı gibi doğurganlığın etkilendiği durumlar</li>
<li style="text-align: justify;">Myomun bozulmasına (dejenere olmasına) bağlı ani ağrı vb yakınmalarıdır.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong> Myomun Tedavi Seçenekleri; </strong><br />
Myomda tedavi mutlaka kişiselleştirilmelidir. Menapoza girecek bir kadın bile rahminin korunmasını (risklerini bilerek) isteyebilir veya henüz doğurganlık çağındaki bir kadın tekrar ameliyat olabilme riskini göze almayıp tüm rahmin çıkarılmasını isteyebilir.</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Cerrahi tedavi açık yada endoskopik (Laparoskopi ve Histeroskopi) yöntemler kullanılırç Bu metodla tüm rahim çıkarılabilir (TAH veya LAVH) yada sadece myom çıkarılabilir (Myomektomi)</li>
<li style="text-align: justify;">İlaçla Tedavi geçici küçülme ve düzelme sağlamasına rağmen özel durumlarda kullanılabilir. Bu metodla GnRH analogları (geçici menapoz, progesteron türevleri ve levonorgesterol içeren rahim içi aletler ile kanamanın azaltılarak operasyon ihtiyacının azaltılması sağlanır.</li>
<li style="text-align: justify;">Diğer: Bu yöntemlerden bir kısmı araştırma aşmasında olup gelecekte daha sık ve kolay uygulanabilecekleri düşünülmektedir;</li>
</ul>
<ol>
<li style="text-align: justify;">Myom damarlarının tıkanarak veya yakılarak myomun küçültülmesi veya şikayetlerin düzeltilmesi (selektif uteri arter embolizasyonu)</li>
<li style="text-align: justify;">Endoskopik yöntemlerle myom içine girilerek elektrik akımı ile yakarak (elektromyolizis) veya dondurularak (kriomyolizis) myomun yok edilmesi.</li>
</ol>
<p><em>Kaynak: Kadinsagligi.com</em></p>
<p><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglik.html">Kadın Hastalıkları ve Kadın Sağlığı</a></p>
<p><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/index.php"> <img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/image_resize.php?i=alt_logolar/017394500126349490395.jpg&amp;w=80&amp;h=80" border="0" alt="" /></a><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/index.php"> </a></p>
<div id="_mcePaste" style="overflow: hidden; position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px;">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="880">
<tbody>
<tr>
<td width="570" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="560">
<tbody>
<tr>
<td>
<p style="text-align: justify;">Myoma Uteri ve Fibromyoma yada Fibroid rahimin kendisinin veya damarlarının düz kaslarından veya içindeki bağdokusundan, gelişen iyi huylu bir tümördür. Doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık 2/5’inde ve ençok 40 ve 50’li yaş gruplarındaki kadınlarda izlenmektedir. Çocuk istemi olan kadınlarda myom bulunması daha özel ve dikkatli takibi gerektiren bir durumdur.</p>
<p><strong>Risk faktörleri nelerdir ?</strong><br />
Myomların oluşması için çeşitli risk faktörleri araştırılmıştır. En önemli risk faktörleri; hiç doğum yapmamış olmak, yumurtlamanın olmamasına bağlı olarak gelişen karşılanmamış östrojen yapımı, şişmanlık ve ırktır. İdeal vücut ağırlığının üzerindeki her 10 kilogram için risk %10 artmaktadır. Beyaz kadınlarda siyah ırka göre yaklaşık 4 kat daha sık görülmektedir. Myomu olan hastalarda genellikle ailenin diğer kadınlarında da miyom vardır.Bu da myomların gelişiminde bazı kalıtsal faktörlerin rol oynamasına bağlıdır. Bazı çalışmalarda myomu olan kadınlarda bazı kromozomlardaki kırılmaların daha sık görüldüğü belirlenmiştir. Rahimde myom gelişimi riskini azaltan en önemli faktör ise doğum kontrol hapı kullanımıdır.</p>
<p><strong>Myom nedenleri nelerdir ?</strong><br />
Myom gelişimini başlatan faktörler henüz kesin olarak bilinmemektedir. Myom gelişimi ile hormonların bağlantısı olduğunu gösteren kanıtlar vardır :</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Ergenlik öncesi myom gelişimi çok nadirdir.</li>
<li style="text-align: justify;">En sık rastlandığı dönem yumurtlamanın bozulduğu, östrojen üretiminin karşılanmadığı menopoz öncesi 40’lı yaşlardır.</li>
<li style="text-align: justify;">Menopozdan sonra myomların büyümeleri durur veya geriler.</li>
<li style="text-align: justify;">Myomlara östrojen fazlalığına bağlı olarak gelişen diğer hastalıklar yani yumurtlama bozuklukları, hiperplazi (rahim iç duvarının kalınlaşması) ve polipler eşlik eder.</li>
<li style="text-align: justify;">Myomlar kadınlık hormonlarından progesteronun yüksek olduğu gebelik döneminde hızlı büyürler.</li>
<li style="text-align: justify;">Kadınlık hormonlarını baskılayan ve adeta menopoza benzer durum yaratan ilaçlar myomları küçültür.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong>Myom çeşitleri nelerdir ?</strong><br />
Myomlar rahimin değişik bölgelerinde bulunabilir. Rahimi tamamen büyüten myomlar olduğu gibi, rahim boşluğuna uzanan myomlar (submüköz myom), rahim duvarı dışına uzanan myomlar (subseröz myom) ve hem rahim duvarını kalınlaştıran hem de rahim boşluğuna doğru uzanan myomlar (intramural myom) gelişebilir. Bazı hastalarda tek bir myom mevcutken bazılarında çok sayıda myom görülebilir. Myomlar çok büyük çaplara ulaşabilir ve bazı durumlarda göbeğe kadar uzanan büyüklükte bir ur oluşturacak kadar büyürler.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahim boşluğuna doğru gelişen myomlar rahim yüzeyini arttırdıkları ve düzensiz rahim duvarı dökülmelerine yol açtıkları için adet (regl) kanamalarının artması, uzaması veya düzensiz kanamalar olması şeklinde belirti verebilirler. Myomların hızlı büyümesi durumunda myomların damarları ile beslenmesi bozulur ve myomlarda dejeneratif değişiklikler ortaya çıkar. Bu dejeneratif değişiklikler kendini özellikle ağrı ile ortaya çıkarır. Bazı myomlar rahim duvarına ince bir sap ile bağlıdırlar ve bu sapın kendi etrafında dönmesi (torsiyon) nedeniyle beslenmeleri bozulur ve ağrı şikayeti ve hatta daha ileri hallerde acil hastaneye başvurmayı gerektirecek belirtiler verebilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahim boşluğundan gelişen bazı myomlar ise rahim ağzını geçerek hazneye (vajene) doğru uzanırlar (vajene doğmuş myom).</p>
<p><strong>Myomlarda görülen belirti ve şikayetler nelerdir ?</strong></p>
<p>Normal kadın doğum muayenesinde myom tesbit edilen hastaların hemen endişelenmeleri ve korkulara kapılmaları gereksizdir. Kadınlarda oldukça sık görülen myomlar her zaman bir belirti vermeyebilir. Myomu olan kadınların sadece %20-30’unda myoma bağlı şikayetler ortaya çıkar. Bu nedenle tüm myomların tedavi edilmesi gerekmemektedir, myomların çoğunda düzenli aralıklarla 6-12 ayda bir kadın doğum kontrollerinin yapılması yeterlidir.</p>
<p><strong>Myom tedavisi nasıl yapılır ?</strong><br />
Myomların klasik tedavisi cerrahi olarak çıkarılmalarıdır. Ancak bu klasik tanım son zamanlarda (myoma bağlanan ve tıbbi yolla ilaç ve diğer ameliyat dışında kalan yöntemlerle düzeltilemeyen) yakınması olmayan hastaların ameliyat edilmemesi şeklinde özetlenmektedir.</p>
<p>Klasik olarak aşağıdaki durumlarda myomların tedavisi gerekmektedir:</p>
<ol>
<li style="text-align: justify;">Myoma bağlı olarak kanama, ağrı veya mesane (idrar torbası) veya makata baskı olması</li>
<li style="text-align: justify;">Menopoza girilmesine rağmen  myomda büyüme</li>
<li style="text-align: justify;">İdrar yollarına baskı ve idrar akışında güçlük ortaya çıkması</li>
<li style="text-align: justify;">Myomun kendi sapı etrafında dönmesi (torsiyon)</li>
<li style="text-align: justify;">Myoma bağlı olarak karın boşluğunda sıvı toplanması</li>
<li style="text-align: justify;">Myomda bozulmaya bağlı (dejeneratif)değişiklikler ile ortaya çıkan akut karın tablosu (bulantı, kusma, karında hassasiyet, gaz çıkarmada güçlük)</li>
<li style="text-align: justify;">Rahim ağzından hazneye uzanan myom (vajene doğmuş myom)</li>
<li style="text-align: justify;">Myomun rahimi üç aylık gebelik büyüklüğünden daha fazla büyütmesi</li>
<li style="text-align: justify;">Çocuk olmasına myomun engel olduğu durumlar</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gebelik ve Myom</strong><br />
Gebeliklerin %3’ünde gebelikle birlikte myom da tesbit edildiği bildirilmektedir. Gebelikle birlikte myom bulunduğu hallerde myomun büyüklüğü ve rahimde yerleşmiş olduğu yere bağlı olarak düşükler, erken doğum, eşin (plasenta) erken ayrılması, doğum sonu kanama gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Myoma bağlı kanamalar uzun sürerse kansızlığa yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir çok myomlu kadının hastaneye geliş nedeni uzamış, artmış veya düzensizleşmiş adet kanamaları ve kansızlıktır. Çocuğu olmayan hastalarda da myomlar büyüklüğü ve yerleşim yerine göre (bazı araştırma sonuçlarına göre rahimin herhangi bir yerindeki herhangi büyüklükteki tüm miyomlar) çocuk olmasını güçleştiren bir neden olarak karşımıza çıkabilir.</p>
<p><strong>Myom Tedavisi</strong><br />
Myomların tedavisi cerrahidir. Myom cerrahi tedavisi öncesinde kadınlık hormonların baskılayıp adeta bir menopoz yaratarak myom çapında küçülmeye neden olan bazı hormonal ilaçlar kullanılabir. Bu ilaçların myomları küçültücü etkisi geçicidir, bu ilaçlar bırakıldıktan bir kaç ay sonra myomlar eski çaplarına dönerler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle bu ilaçlar ancak cerrahi girişim öncesi bu cerrahi girişimi kolaylaştıracaksa verilebilir. Bu ilaçların menopoza ve menopozun getirdiği sorunlara (ateş basması, uykusuzluk, haznede kuruluk, kemiklerde zayıflama ve benzeri etkiler) yol açmaları nedeni ile sürekli kullanımı mümkün değildir.</p>
<p>Doğurganlığın korunmak istendiği hastalarda büyük bir çoğunlukla rahim korunarak sadece myom çıkarılabilir (myomektomi). Bu işlem myomun yeri, büyüklüğü ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak açık ameliyat veya endoskopik yöntemler (laparoskopi) kullanılarak gerçekleştirilebilir. Çocuk olmaması nedeni ile myomlara cerrahi işlem uygulanılacak kişilerde cerrahinin getireceği yarar ile oluşturacağı yan etkiler iyice tartışılmalı ve ameliyata ona göre karar verilmelidir. Myomektomi ameliyatının istenmeyen etkileri rahim boşluğunda bozulma, yapışıklık veya karın içi yapışıklarla tüplerin etkilenmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle myomu olan ve çocuk isteyen hastalarda ameliyat öncesi tetkikler titizlikle yapılmalı (ultrasonografi, ilaçlı rahim filmi-HSG) ve ameliyatın yarar getireceği durumlarda cerrahi girişime karar verilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğurganlık çağını geçmiş veya daha fazla çocuk istemeyen hastalarda ve rahimin korunmasının mümkün olamayacağı ileri derecede büyük myomlarda rahimin tümüyle alınması gerekebilir. Bu işlem de sıklıkla açık ameliyat şeklinde yapılır, uygun vakalar kapalı ameliyat (laparoskopi- endoskopi) ile gerçekleştirilir. Ameliyat öncesi hastaya myomların yerleri, rahimin büyüklüğü, ameliyat şekli, ameliyat sonrası görülebilecek durumlar ve ameliyat sonucu gelişebilecek olası durumlar gayet ayrıntılı bir şekilde açıklanmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahimi alınan kadınlar eğer doğurganlık yaşlarında ise ve yumurtalıklarında herhangi bir anormallik yoksa yumurtalıklar ameliyat sırasında alınmaz ve bu hastalarda ameliyat sonrası menopoz belirtileri ortaya çıkmaz. Hastalara ameliyat sonrasında da yapılan ameliyat ve ameliyat sonrası nasıl bir takip planlandığı ayrıntılı olarak açıklanmalıdır. Rahimin alınması ameliyatı (histerektomi) sadece doğurganlığı sonlandıran bir işlemdir, hastanın cinsel yaşamını sürdürmesine engel olmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Myomu kadın doğum muayenesi sırasında tesbit edilen herhangi bir şikayeti olmayan ve doktorları tarafından herhangi bir tedavi önerilmeyen hastaların endişelenmesine gerek yoktur. Bu hastaların aslında tüm kadınların da uygulaması gerektiği gibi 6-12 ay aralıklarla düzenli bir şekilde kadın doğum muayenelerini yaptırmaları gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastaların çoğunda myomların zaman içerisinde kötü bir hastalığa dönüşeceğine dair korkular vardır. Myomlarda kanser gelişimi (leomyosarkom) oldukça düşük (1000’de 1-3 cıvarında) bir ihtimaldir, bu nedenle tüm myomların ameliyatla alınmasına gerek yoktur. Kadınlarda oldukça sık görülen bir hastalık olması nedeni ile kadınların myomlarla ilgili belirtilere dikkat etmeleri ve düzenli kontrolleri gereklidir.</p>
<p><strong>Özet olarak</strong> ;<br />
Myom belirtileri:</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Düzensiz veya aşırı  kanama  ve  buna bağlı kansızlık</li>
<li style="text-align: justify;">Karında kitle</li>
<li style="text-align: justify;">Ağrı ve komşu organ rahatsızlıkları ( Mesane ve kalın bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, sık idrar ,kabızlık vb)</li>
<li style="text-align: justify;">Kısırlık, gebelik kaybı gibi doğurganlığın etkilendiği durumlar</li>
<li style="text-align: justify;">Myomun bozulmasına (dejenere olmasına) bağlı ani ağrı vb yakınmalarıdır.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong> Myomun Tedavi Seçenekleri; </strong><br />
Myomda tedavi mutlaka kişiselleştirilmelidir. Menapoza girecek bir kadın bile rahminin korunmasını (risklerini bilerek) isteyebilir veya henüz doğurganlık çağındaki bir kadın tekrar ameliyat olabilme riskini göze almayıp tüm rahmin çıkarılmasını isteyebilir.</p>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Cerrahi tedavi açık yada endoskopik (Laparoskopi ve Histeroskopi) yöntemler kullanılırç Bu metodla tüm rahim çıkarılabilir (TAH veya LAVH) yada sadece myom çıkarılabilir (Myomektomi)</li>
<li style="text-align: justify;">İlaçla Tedavi geçici küçülme ve düzelme sağlamasına rağmen özel durumlarda kullanılabilir. Bu metodla GnRH analogları (geçici menapoz, progesteron türevleri ve levonorgesterol içeren rahim içi aletler ile kanamanın azaltılarak operasyon ihtiyacının azaltılması sağlanır.</li>
<li style="text-align: justify;">Diğer: Bu yöntemlerden bir kısmı araştırma aşmasında olup gelecekte daha sık ve kolay uygulanabilecekleri düşünülmektedir;</li>
</ul>
<ol>
<li style="text-align: justify;">Myom damarlarının tıkanarak veya yakılarak myomun küçültülmesi veya şikayetlerin düzeltilmesi (selektif uteri arter embolizasyonu)</li>
<li style="text-align: justify;">Endoskopik yöntemlerle myom içine girilerek elektrik akımı ile yakarak (elektromyolizis) veya dondurularak (kriomyolizis) myomun yok edilmesi.</li>
</ol>
<p><em>Kaynak: Kadinsagligi.com</em></p>
<p><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglik.html">Kadın Hastalıkları ve Kadın Sağlığı</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><!--MAIN PANE END--></td>
<td width="150" valign="top"><!--RIGHT PANE START--></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150">
<tbody>
<tr>
<td><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/is-arayanlar.html"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/isportali.jpg" border="0" alt="İş, Eleman Portalı" width="150" height="75" /></a></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" width="10" height="10" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150">
<tbody>
<tr>
<td width="150" height="20"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/kullanici_paneli.jpg" alt="Kullanıcı Paneli" width="150" height="20" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="background-image: url(images/leftpane-background.gif);" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="25" align="center">Sevgi Korkmaz</td>
</tr>
<tr>
<td height="5" align="center"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/kategori_lag.jpg" alt="lag" width="148" height="5" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="25" align="center"><a class="kategoriList" href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/profil_sayfam.html">Profil Sayfam</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="5" align="center"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/kategori_lag.jpg" alt="lag" width="148" height="5" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="25" align="center"><a class="kategoriList" href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/favorilerim.html">Favorilerim</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="5" align="center"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/kategori_lag.jpg" alt="lag" width="148" height="5" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="25" align="center"><a class="kategoriList" href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/pano_yazilarim.html">Pano Yazılarım</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="5" align="center"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/kategori_lag.jpg" alt="lag" width="148" height="5" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="25" align="center"><a class="kategoriList" href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/pano_yazisi_yaz.html">Pano Yazısı Yaz</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="5" align="center"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/kategori_lag.jpg" alt="lag" width="148" height="5" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="25" align="center">Paylaşım</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="130" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="25" align="center"><a href="http://www.google.com/bookmarks/mark?op=edit&amp;bkmk=http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/myomlar.html&amp;title=Myomlar+%7C++Sa%C4%9Fl%C4%B1k+%7C+Ankara+G%C3%BCzellik+Merkezleri+%7C+G%C3%BCzellik+Salonlar%C4%B1+Lazer+Epilasyon+SPA+Spor+Merkezleri+Estetik+Cerrahi+Sa%C3%A7+Ekimi+Kad%C4%B1n+Hastaneleri+Solaryum+Cilt+Bak%C4%B1m%C4%B1" target="_blank"><img title="Google" src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/google.jpg" border="0" alt="Google" width="16" height="16" /></a></td>
<td height="25" align="center"><a href="http://myweb2.search.yahoo.com/myresults/bookmarklet?&amp;u=http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/myomlar.html&amp;t=Myomlar+%7C++Sa%C4%9Fl%C4%B1k+%7C+Ankara+G%C3%BCzellik+Merkezleri+%7C+G%C3%BCzellik+Salonlar%C4%B1+Lazer+Epilasyon+SPA+Spor+Merkezleri+Estetik+Cerrahi+Sa%C3%A7+Ekimi+Kad%C4%B1n+Hastaneleri+Solaryum+Cilt+Bak%C4%B1m%C4%B1" target="_blank"><img title="Yahoo!" src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/yahoo.jpg" border="0" alt="Yahoo" width="25" height="13" /></a></td>
<td height="25" align="center"><a href="http://www.facebook.com/sharer.php?u=http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/myomlar.html&amp;t=Myomlar+%7C++Sa%C4%9Fl%C4%B1k+%7C+Ankara+G%C3%BCzellik+Merkezleri+%7C+G%C3%BCzellik+Salonlar%C4%B1+Lazer+Epilasyon+SPA+Spor+Merkezleri+Estetik+Cerrahi+Sa%C3%A7+Ekimi+Kad%C4%B1n+Hastaneleri+Solaryum+Cilt+Bak%C4%B1m%C4%B1" target="_blank"><img title="Facebook" src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/facebook.gif" border="0" alt="Facebook" width="14" height="14" /></a></td>
<td height="25" align="center"><a href="http://www.mixx.com/submit?page_url=http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/myomlar.html&amp;title=Myomlar+%7C++Sa%C4%9Fl%C4%B1k+%7C+Ankara+G%C3%BCzellik+Merkezleri+%7C+G%C3%BCzellik+Salonlar%C4%B1+Lazer+Epilasyon+SPA+Spor+Merkezleri+Estetik+Cerrahi+Sa%C3%A7+Ekimi+Kad%C4%B1n+Hastaneleri+Solaryum+Cilt+Bak%C4%B1m%C4%B1" target="_blank"><img title="Mixx" src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/mixx_logo.gif" border="0" alt="Mixx" width="14" height="14" /></a></td>
</tr>
<tr>
<td height="25" align="center"><a href="http://digg.com/submit?url=http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/myomlar.html&amp;title=Myomlar+%7C++Sa%C4%9Fl%C4%B1k+%7C+Ankara+G%C3%BCzellik+Merkezleri+%7C+G%C3%BCzellik+Salonlar%C4%B1+Lazer+Epilasyon+SPA+Spor+Merkezleri+Estetik+Cerrahi+Sa%C3%A7+Ekimi+Kad%C4%B1n+Hastaneleri+Solaryum+Cilt+Bak%C4%B1m%C4%B1" target="_blank"><img title="Digg" src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/digg.gif" border="0" alt="Digg" width="16" height="14" /></a></td>
<td height="25" align="center"><a href="http://www.stumbleupon.com/submit?url=http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/myomlar.html&amp;title=Myomlar+%7C++Sa%C4%9Fl%C4%B1k+%7C+Ankara+G%C3%BCzellik+Merkezleri+%7C+G%C3%BCzellik+Salonlar%C4%B1+Lazer+Epilasyon+SPA+Spor+Merkezleri+Estetik+Cerrahi+Sa%C3%A7+Ekimi+Kad%C4%B1n+Hastaneleri+Solaryum+Cilt+Bak%C4%B1m%C4%B1" target="_blank"><img title="StumbleUpon" src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/stubleupon.gif" border="0" alt="StumbleUpon" width="15" height="16" /></a></td>
<td height="25" align="center"><a href="http://del.icio.us/post?url=http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/myomlar.html&amp;title=Myomlar+%7C++Sa%C4%9Fl%C4%B1k+%7C+Ankara+G%C3%BCzellik+Merkezleri+%7C+G%C3%BCzellik+Salonlar%C4%B1+Lazer+Epilasyon+SPA+Spor+Merkezleri+Estetik+Cerrahi+Sa%C3%A7+Ekimi+Kad%C4%B1n+Hastaneleri+Solaryum+Cilt+Bak%C4%B1m%C4%B1" target="_blank"><img title="Del.icio.us" src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/delicious.gif" border="0" alt="Del.icio.us" width="16" height="16" /></a></td>
<td height="25" align="center"><a href="http://reddit.com/submit?url=http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/myomlar.html&amp;title=Myomlar+%7C++Sa%C4%9Fl%C4%B1k+%7C+Ankara+G%C3%BCzellik+Merkezleri+%7C+G%C3%BCzellik+Salonlar%C4%B1+Lazer+Epilasyon+SPA+Spor+Merkezleri+Estetik+Cerrahi+Sa%C3%A7+Ekimi+Kad%C4%B1n+Hastaneleri+Solaryum+Cilt+Bak%C4%B1m%C4%B1" target="_blank"><img title="Reddit" src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/reddit.gif" border="0" alt="Reddit" width="17" height="16" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="5" align="center"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/kategori_lag.jpg" alt="lag" width="148" height="5" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="25" align="center"><a class="kategoriList" href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/?logout=ok">Çıkış</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="7"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/leftpane-bottom.gif" alt="bottom" width="150" height="7" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="10"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150">
<tbody>
<tr>
<td width="150" height="20"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/site_yonetimi.jpg" alt="Mekan Hızlı Menü" width="150" height="20" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="background-image: url(images/leftpane-background.gif);" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="25" align="center"><a class="kategoriList" href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/sy.php" target="_blank">Site Yönetimi</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="7"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/leftpane-bottom.gif" alt="bottom" width="150" height="7" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="10"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150">
<tbody>
<tr>
<td width="150" height="20"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/gunun01.jpg" alt="Günün Mekanı" width="150" height="20" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="background-image: url(images/leftpane-background.gif); background-repeat: repeat-y; background-position: left center;" width="150" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td height="7"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/leftpane-bottom.gif" alt="bottom" width="150" height="7" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="10"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150">
<tbody>
<tr>
<td width="150" height="20"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/gunun02.jpg" alt="Güzellik-Bakım" width="150" height="20" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="background-image: url(images/leftpane-background.gif); background-repeat: repeat-y; background-position: left center;" width="150" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150" align="center">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" width="8" height="8" /><br />
<a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/guzellikbakim/37/kalici-makyaj.html"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/image_resize.php?i=guzellik_bakim_fotolari/default_100.jpg&amp;w=130&amp;h=130" border="0" alt="Kalıcı Makyaj " /></a></td>
</tr>
<tr>
<td style="padding-top: 4px;" align="center">Kalıcı Makyaj</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="7"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/leftpane-bottom.gif" alt="bottom" width="150" height="7" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="10"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150">
<tbody>
<tr>
<td width="150" height="20"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/gunun03.jpg" alt="Sağlık" width="150" height="20" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="background-image: url(images/leftpane-background.gif); background-repeat: repeat-y; background-position: left center;" width="150" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150" align="center">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" width="8" height="8" /><br />
<a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/6/emzirme.html"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/image_resize.php?i=saglik_fotolari/017168800126297929810.jpg&amp;w=130&amp;h=130" border="0" alt="Emzirme" /></a></td>
</tr>
<tr>
<td style="padding-top: 4px;" align="center">Emzirme</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="7"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/leftpane-bottom.gif" alt="bottom" width="150" height="7" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="10"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="10"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" width="10" height="10" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150">
<tbody>
<tr>
<td width="150" height="20"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/indirimdekiler.jpg" alt="İndirimdekiler" width="150" height="20" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="background-image: url(images/leftpane-background.gif); background-repeat: repeat-y; background-position: left center;" width="150" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="150" align="center">
<tbody>
<tr>
<td style="padding-top: 5px;" align="center"><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/indirim-veren-guzellik-merkezleri.html"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/indirim-verenler.jpg" border="0" alt="İndirim Veren Güzellik Merkezleri Ankara Güzellik Merkezleri" width="130" height="140" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="7"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/leftpane-bottom.gif" alt="bottom" width="150" height="7" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="10"><img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/images/ghost.gif" alt="Ghost" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><!--RIGHT PANE END--> ﻿</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><!--BOTTOM LOGOS START--> <a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/index.php"> <img src="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/image_resize.php?i=alt_logolar/017394500126349490395.jpg&amp;w=80&amp;h=80" border="0" alt="" /></a><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/4/index.php"> </a></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik-ankara.com/myomlar.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Normal Doğum</title>
		<link>http://saglik-ankara.com/normal-dogum.html/</link>
		<comments>http://saglik-ankara.com/normal-dogum.html/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 22:25:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik-ankara.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Normal doğum hakkında bilmeniz gerekenler
Bebeğinizin, doğum kanalınız yoluyla dünyaya gelmesine normal doğum denir. Normal vajinal doğumun üç evresi vardır. 1. Sancılarınızın başlamasından serviks (Rahim ağzı) açıklığının tam olmasına kadar süren ilk evre. 2. Bebeğinizin doğuşu ile tamamlanan ikinci girls.gif evre. 3. Plasentanın (Eş) çıkmasıyla tamamlanan üçüncü evre. Üçüncü evrenizden sonra ise, kanama ya da yırtıklarınızın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Normal doğum hakkında bilmeniz gerekenler</strong></p>
<p>Bebeğinizin, doğum kanalınız yoluyla dünyaya gelmesine normal doğum denir. Normal vajinal doğumun üç evresi vardır. 1. Sancılarınızın başlamasından serviks (Rahim ağzı) açıklığının tam olmasına kadar süren ilk evre. 2. Bebeğinizin doğuşu ile tamamlanan ikinci girls.gif evre. 3. Plasentanın (Eş) çıkmasıyla tamamlanan üçüncü evre. Üçüncü evrenizden sonra ise, kanama ya da yırtıklarınızın kontrolü yapılarak, epizyotomi veya varsa yırtıklarınızın dikilmesi işlemi yapılır.</p>
<p>Sizin sabrınızı ve dayanıklılığınızı zorlayabilen, vajinal doğumdan çekinmenize yol açan uzun süreli ağrılarınız, doğumunuzun birinci evresinde gerçekleşir ve bir amaca yöneliktir. Bu evrede genellikle düzenli aralıklarla gelen her sancınız, rahminizin kasılmasına, rahim ağzınızın açılmasına ve bebeğinizin aşağı doğru itilmesine neden olur. Başka bir deyişle, gelen her sancınız, bebeğinizi size biraz daha yaklaştırır.</p>
<p><span id="more-32"></span></p>
<p><strong>Normal vajinal doğumun üstünlükleri</strong></p>
<p>Normal vajinal doğumun, hem sizin hem de bebeğiniz için sezaryenle doğuma göre üstünlükleri vardır. Vajinal doğumunuz sonrasında, birkaç saat içinde normal aktivitelerinizi yapabilir, çok kısa sürede bebeğinizi emzirmeye başlayabilirsiniz. Ayrıca normal doğum ile hamilelik öncenizdeki yaşamınıza dönmeniz çok daha kolay olur. Normal doğumunuz sonrası vücudunuzun eski şekline dönmesi, sezaryene oranla daha çabuktur. Doğumunuzu yapar yapmaz bebeğinizi kucaklayabilir ve emzirebilirsiniz. Ayrıca doğumunuz sırasında bebeğinizin dünyaya gelişine canlı canlı şahit olabilir ve o tarifsiz mutluluğu yaşayabilirsiniz hem de bebeğinizle çok daha çabuk özel bir bağ kurabilirsiniz.</p>
<p>Normal gerçekleştireceğiniz doğumunuz sırasında, bebeğiniz kemik kanalınızdan geçip (Pelvis kemikleriniz), vajinanızdan çıkarken göğüs kafesinde oluşan baskı, bebeğinizin akciğerlerindeki sıvının çok büyük kısmının boşalmasına ve nefesini daha rahat almasına yardımcı olur. Sezaryenle yapacağınız doğumda bu durum söz konusu olmadığından, sezaryenle doğan bebeklerde “yeni doğanın geçici takipnesi” ve “ıslak akciğer” adı verilen solunum sıkıntıları, vajinal doğuma oranla 5 kat daha sık görülür.</p>
<p><strong>Doğum ağrısı nedir?</strong></p>
<p>Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doç. Dr. Hanife Altunkaya: “Doğum ağrısı kendine has özellikleri olan, çok yönlü bir ağrıdır. Doğum sırasında, doğumun evrelerine göre ağrının şiddeti, süresi, yayılımı ve kalitesi değişir.” diyor ve konu ile ilgi bizi bilgilendiriyor.</p>
<p>Doğum ağrısı, insanın hissedebileceği ağrıların en şiddetlisidir, ancak bunun yanı sıra en hızlı unutulanıdır. Hamileliğinizde ağrınızı algılanmanızda sensoriyel, emosyonel, davranışsal ve çevresel faktörlerinizin de etkisi vardır. Ağrı, doğumunuzun başladığını bildiren, biyolojik bir işarettir, ancak doğumunuza ağrınızın mutlaka eşlik etmesi gerekmez. Doğum ağrınız, primer olarak rahminizden ve perine (Vajina girişi ile makat arasında kalan bölge) bölgenizdeki ağrı reseptörlerinizden kaynaklanır. Rahim, rahim ağzı, pelvis ve perineden gelen ağrılı uyaranlarınız, spinal kord segmentleri tarafından, innerve edilen dermatomlar boyunca hissedilir. Doğumunuzun başlangıç dönemindeki ağrınız, rahim kasılmalarınıza ve rahim ağzınızın gevşemesine (Servikal dilatasyon) neden olan ağrıdır. Bu yüzden, doğumunuzun ilk döneminde ağrınız genellikle bel, göbek çevresi ve pubiste hissedilir. Doğumunuzun ikinci evresinde ise, pelvis tabanının gerilmesi ve vajinanızdan kaynaklanan ağrı daha alt seviyelerde (Uyluk ve bacaklarınızda yanıcı, sızlayıcı kramp tarzında) hissedilir.</p>
<p><a href="http://www.ankaraguzellikmerkezleri.com/saglik.html">Kadın Hastalıkları ve Kadın Sağlığı</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik-ankara.com/normal-dogum.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sezeryan mı normal doğum mu?</title>
		<link>http://saglik-ankara.com/sezaryan-mi-norma-dogum-mu.html/</link>
		<comments>http://saglik-ankara.com/sezaryan-mi-norma-dogum-mu.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 20:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik-ankara.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[ Sezeryan mı, Normal Doğum mu?  Hamile kalan her bayanı ,birazda babaları katarsak yeni anne ve baba adaylarını       9 ay boyunca en çok düşündüren konu doğumun nasıl olacağıdır. Özellikle ilk hamilelikte hamile bayan doğumda neyle karşılaşacağını ,hangisinde neler hissedeceğini bilmemekte sezeryanın mı yoksa normal doğumun mu daha iyi olacağına karar verememekte,arkadaşları,aile büyükleri,daha evvel bebek sahibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <strong>Sezeryan mı, Normal Doğum mu?</strong>  Hamile kalan her bayanı ,birazda babaları katarsak yeni anne ve baba adaylarını       9 ay boyunca en çok düşündüren konu doğumun nasıl olacağıdır. Özellikle ilk hamilelikte hamile bayan doğumda neyle karşılaşacağını ,hangisinde neler hissedeceğini bilmemekte sezeryanın mı yoksa normal doğumun mu daha iyi olacağına karar verememekte,arkadaşları,aile büyükleri,daha evvel bebek sahibi olmuş kişilerin söyledikleri ile bir o tarafa ,bir bu tarafa meyil etmekte ,panik ve heyecan içinde bir çıkar yo<img class="alignleft" src="http://www.aileblog.com/wp-content/uploads/2009/11/bebek5.jpg" alt="http://www.aileblog.com/wp-content/uploads/2009/11/bebek5.jpg" />l aramaktadırlar.Peki ne ne zaman yapılmalı,nasıl karar verilmeli? kime danışmalı?Tabiki bu konudaki yol göstericiniz ,daha doğrusu karar verecek ve kararı size onaylatacak kişi hekiminizdir.<img title="Daha fazla..." src="http://saglik-ankara.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /></p>
<p>Çünkü sizin ne istediğiniz veya neye inandığınızdan çok önemli olan ,neyin gerekli olduğu veya sezeryanın mı yoksa normal doğumun mu hem anneye hem de bebeğe o anki pozisyon içinde faydalı olacağıdır.</p>
<p>Hemen her gebelikte başlangıçta yapılan kontrollerde bir özellik yoksa doğumun normal doğum olarak yapılması planlanmalı,eğer gebelik sırasında veya son dakikalarda bir problem ortaya çıkarsa sezeryana dönülünebilinmelidir .Yani başlangıçta özel bir durum yoksa şu veya bu olacak diye kesinkes şartlanılmamalıdır,çünkü doğum anında veya yaklaştıkça her şey değişebilir,oluşabilecek sıkıntılara göre kararlarda değişebilmektedir.</p>
<p><strong><span id="more-12"></span>Gebeliğin başlangıcında kesinkes sezeryana karar verdiğimiz bazı özel durumlar vardır,bunların başında </strong>;</p>
<p>-çatısı dar(kalça yapısı doğum yapamayacak kadar dar olan),doğuma uygun olmayan hanımlar ,</p>
<p>-bebeğin duruş bozukluğu(yan duruş gibi doğuma olanak vermeyen duruşlarda)olduğu durumlarda,</p>
<p>-genelde yaşlı gebeliklerde( 35 yaş üstü ve ilk gebeliği olan hanımlarda)</p>
<p><a href="http://ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/1/gogus-kanseri.html"></a></p>
<p>-anne adayının ıkınmayı engelleyecek hastalıklarında (çeşitli göz bozukluğu,yüksek tansiyon,bel fıtığı gibi )</p>
<p>-anne adayının psikolojik olarak veya zihinsel olarak normal doğumu tolere edemeyeceği durumlarda</p>
<p>-ikiz,üçüz gebeliklerin çoğunda</p>
<p>-gebelik sırasında gelişen tansiyon problemlerinde</p>
<p>-rahim ağzı hastalığı(rahim ağzı kanseri gibi)olanlarda,</p>
<p>-plasentanın(çocuğun eşi)rahim ağzını kapadığı durumlarda,</p>
<p>-genelde eski sezeryan geçirmiş hanımlarımızda,</p>
<p>-bazı kalp rahatsızlıklarında,</p>
<p>-vajinada mikrop veya hastalık olan bazı durumlarda(herpes veya tümör gibi)</p>
<p>-vajen daraltma ameliyatı geçirmişlerde</p>
<p>ve birkaç diğer nedende hekiminiz sizi değerlendirecek ve kesin karar verebilecektir. Bunların dışındaki kesin olmayan durumlarda verilecek karar gebeliğin gidişine ,annenin ve bebeğin sağlık durumuna göre son dakikaya kadar değişecektir.</p>
<p><strong>Normal doğum</strong>;yıllardır insanoğlunun ve bütün memeli canlıların soylarını devam ettirdikleri doğal bir yöntemdir. En önemli özelliği kendi kendine olmasıdır .Normal bir doğum sonrası anne kısa bir dinlenme süresi sonunda normal günlük yaşantısına dönebilmektedir. Ve eğer doğumu hastanede yapmışsa(ki artık evde doğumu oluşabilecek aksiliklerin önlenebilmesi açısından önermiyoruz) kısa sürede evine dönecektir. Bazılarına göre de çekilen doğum sancısı kadını olgunlaştırmakta,geliştirmektedir.</p>
<p>Peki normal doğumun rizikoları nelerdir;</p>
<p><img title="Daha fazla..." src="http://saglik-ankara.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /></p>
<p>-tamamen normal seyreden bir doğumda bile her an bir problem gelişebilir,</p>
<p>-bebeğin çıkışta oksijensiz kalması,</p>
<p>-bebeğin çıkışta sıkışıp kalması,</p>
<p>-vajende oluşabilecek yırtıklar,</p>
<p>-zor doğumlarda sonradan ortaya çıkan idrar kaçırma problemleri ve bunun gibi nedenlerdir.</p>
<p>Ama bu tip sıkıntılar çok nadiren oluşmaktadır ve uygun koşullarda yapılmaya çalışılan normal doğumlarda hemen müdahale etme şansı vardır.</p>
<p>Anne adaylarımızı normal doğumdan korkutan olayların başında ise bazen 12 saate kadar uzayabilen doğum sancılarının yarattığı sıkıntıdır. Ama günümüzde gelişen anestezi teknikleri ile ağrısız doğum,hipnozla ağrısız doğum gibi yenilikler bu korkuları ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>Başkaca ise doğumun nerede ve ne zaman başlayacağının bilinmemesi,hastaneye yetişememe veya doktoru bulamama gibi nedenler anne adaylarını sezeryana yönlendirmektedir. Ama bunlarda daha önceden hekiminiz ile bütün olasılıklar konuşularak yok edilebilinir.</p>
<p><strong>Sezeryan</strong>; anne karnının kesilerek rahmin içinden bebeğin karın yolu ile çıkarılmasıdır(doğurtulmasıdır).</p>
<p>Sezeryan (tıbbi olarak &#8216;&#8217;sezeryan seksiyo&#8221; olarak adlandırılır) isminin Julius Sezar&#8217;ın doğumuyla bir ilgisi olmadığı düşünülmektedir. Tarihçilere göre bu isim Numa Pompilius (M.Ö 715-642) zamanından beri gelip Sezar(Casears) kanunlarında geçen bir hükme göre ölen gebeliği ilerlemiş kadınların rahimlerindeki çocuğun alınması gerekliliğinden gelmiştir,yani lex caesarea kelimesinden gelmiştir. Bazı tarihçilere göre ise latince kesmek (caedere)kelimesinden türemiştir.</p>
<p>Canlı bir hastada ilk sezeryan 1610 yılında yapılmıştır.</p>
<p>İlk başarılı sezeryan ameliyatı ise 1794 yılında Amerika&#8217;da gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>Sezeryanla ,normal doğumda oluşabilecek yukarıda saydığımız ve sayamadığımız bütün rizikolar yok edilmektedir. Ve son yıllarda da sezeryan ile doğum sayısında büyük bir artış vardır,bunun nedeni de anne adaylarının normal doğumdan korkmaları ve kendilerinin sezeryan istemeleridir. Sezeryanla doğumda bebek açısından bütün risklerin çok azalması da büyük bir avantajdır. Bunun yanında sezeryanla doğumda normal doğuma göre anne açısından daha risklidir. Birinci risk anestezidir, ,ama epidural veya spinal anestezi ile(sırttan yapılan iğne ile belden aşağısının uyuşturulması)bu rizikoyu azaltılmakta buna ek olarak iğnenin yapıldığı yerden omur-beyin sıvısı iltihabı rizikosu az da olsa gündeme gelmektedir. Sezeryan sonrası 3-4 gün hastanede kalma,normal hayata dönmenin 5-6 günü bulması,ameliyat sonrası ağrı normal doğuma göre dezavantajdır. Ameliyat yerlerinden enfeksiyon kapma,geç yara iyileşmesi,veya iyileşmemesi,uzun dönemde dikiş yerlerinde ve karın içinde ağrı olabilmesi,karın içinde yapışıklıklar olabilmesi sezeryanın rizikolarındandır.</p>
<p>Görüldüğü gibi her ikisinin de bir birine göre avantajlı,dez avantajlı yönleri vardır,ve tek başlarına değerlendirilmemektedirler.</p>
<p>Yapılması gereken zamanın ve gebeliğin hem anne hem de bebek için neler getirdiğine bakmak,neyin her ikisi içinde en iyisi olacağına doğru karar vermektir. Bunun içinde herhangi bir fikirde ısrarcı olmadan sakin ve kontrollü hareket etmek ,hekiminizin uyarı ve önerilerine uymak,onunla uyum içinde hareket etmek gerekmektedir,ve son kararı koşullara göre onunla birlikte vermek en uygun olanıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik-ankara.com/sezaryan-mi-norma-dogum-mu.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim Ağzı Kanseri</title>
		<link>http://saglik-ankara.com/rahim-agzi-kanseri.html/</link>
		<comments>http://saglik-ankara.com/rahim-agzi-kanseri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 19:59:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik-ankara.com/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[ 



Rahim Ağzı Kanseri Nedir?






Rahim ağzı kanseri rahim ağzı anormal hücre çoğalmasıdır. Rahim ağzı kanseri yaşamı tehdit edebilen ciddi bir hastalıktır. Tedavi edilmezse bu anormal hücreler rahim ağzı kanseri öncüllerine ve kansere dönüşebilir. Çoğunlukla bu uzun yıllar alır; ancak nadir durumlarda bir yıl içinde de gelişebilir.
Rahim ağzı kanserinin en önemli sonucu ölüm olabileceği gibi, tedavi edilse dahi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="25" align="left" valign="middle"><strong>Rahim Ağzı Kanseri Nedir?</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="30" align="left" valign="top">Rahim ağzı kanseri rahim ağzı anormal hücre çoğalmasıdır. Rahim ağzı kanseri yaşamı tehdit edebilen ciddi bir hastalıktır. Tedavi edilmezse bu anormal hücreler rahim ağzı kanseri öncüllerine ve kansere dönüşebilir. Çoğunlukla bu uzun yıllar alır; ancak nadir durumlarda bir yıl içinde de gelişebilir.</p>
<p>Rahim ağzı kanserinin en önemli sonucu ölüm olabileceği gibi, tedavi edilse dahi doğurganlığı engelleyebilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="25" align="left" valign="middle"><strong>Rahim Ağzı Kanserinin Nedeni Nedir?</strong></td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top">Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tümü Human Papillomavirüs (HPV) adı verilen bir virüsün belirli tiplerinden kaynaklanır. Tedavi edilmezse, bu anormal hücreler bazen kanser hücrelerine dönüşebilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>    </strong></p>
<p><strong>Nasıl Korunmalıyım ?<a href="http://ankaraguzellikmerkezleri.com/saglikdetay/7/rahim-agzi-kanseri.html"><img class="alignright" style="border: 0px;" src="http://ankaraguzellikmerkezleri.com/image_resize.php?i=saglik_fotolari/033597700126297930963.jpg&amp;w=130&amp;h=130" border="0" alt="Rahim Ağzı Kanseri" width="130" height="130" /></a></strong></p>
<p><strong>Korunma amaçlı aşı yaptırma</strong></p>
<p><strong>HPV ve belirli tiplerinin neden olduğu rahim ağzı kanseri, genital siğiller ve diğer hastalıklardan aşıyla korunabilmek mümkündür.</strong></p>
<p>Her aşıda olduğu gibi, bu aşı da hastalığa yakalanmadan önce yapılması gereken, koruyucu bir aşıdır.</p>
<p><strong>Aşıyla ilgili bilmeniz gerekenler</strong></p>
<p>· Aşıyla; rahim ağzı kanseri, kanser öncesi lezyonlar ve genital siğillere karşı koruma sağlayabilirsiniz.<br />
· Aşı 3 doz olarak, 6 aylık süre içinde, koldan uygulanmaktadır.<br />
· Amerika, Avustralya ve Avrupa&#8217;daki birçok ülkede zorunlu aşı programına dahil edilen aşı, ülkemiz de dahil 80&#8242;den fazla ülkede onay alarak uygulanmaktadır.</p>
<p>Aşı hakkında daha fazla bilgi için doktorunuza danışın.</p>
<p><strong>Doktor Kontrolü ve PAP Testi</strong><br />
Etkin koruma için düzenli doktor kontrolü ve PAP testi yaptırmak çok önemlidir. Aşı yaptırdıktan sonra da düzenli doktor kontrolü ve PAP testi yaptırmaya devam etmelisiniz.</p>
<p><strong>Bildiklerinizi Herkese Anlatın</strong><br />
Rahim ağzı kanserine HPV adlı bir virüsün neden olduğunu ve HPV&#8217;nin neden olduğu rahim ağzı kanseri, genital siğiller ve diğer hastalıklara karşı AŞI ile koruma sağlayabileceğinizi artık siz de biliyorsunuz. Lütfen bildiklerinizi herkese anlatın, böylece &#8220;ben biliyorum&#8221; diyenler çoğalsın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik-ankara.com/rahim-agzi-kanseri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göğüs Kanseri</title>
		<link>http://saglik-ankara.com/gogus-kanseri.html/</link>
		<comments>http://saglik-ankara.com/gogus-kanseri.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 19:50:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik-ankara.com/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[En hızlı yayılan tür olan meme kanseri, Türkiye&#8217;de her yıl 30 bin kadının baş belası oluyor. Doktorlar &#8216;kadınlar meme kanserine karşı kendilerini muayene etmeli&#8217; diyor.
Kanser türleri arasında dünyada ve Türkiye&#8217;de yayılma hızı en yüksek olanı meme kanseri. Kırk yıl önce yirmi kadından birinde görülen meme kanseri, günümüzde sekiz kadından birinin baş belası oluyor. Buna karşılık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En hızlı yayılan tür olan meme kanseri, Türkiye&#8217;de her yıl 30 bin kadının baş belası oluyor. Doktorlar &#8216;kadınlar meme kanserine karşı kendilerini muayene etmeli&#8217; diyor.</p>
<p>Kanser türleri arasında dünyada ve Türkiye&#8217;de yayılma hızı en yüksek olanı meme kanseri. Kırk yıl önce yirmi kadından birinde görülen meme kanseri, günümüzde sekiz kadından birinin baş belası oluyor. Buna karşılık rahim kanserleri ise etkisini iyice kaybetti. Bu kanser türünden ölüm artık neredeyse sıfırlandı. Bunun nedeni erken teşhis. Türkiye&#8217;de her yıl 30 bin kadının yakalandığı meme kanserini erken teşhis etmenin ipuçları var. Meme Vakfı&#8217;nın kurucusu ve başkanı Prof. Dr. Can Gürbüz, &#8220;Meme kanserine yakalanmayı önleyen bir yöntem yok, buna karşı en önemli silah erken teşhis, mamagrofi, ve kendi kendine muayene&#8221; diyor.</p>
<p>20 Yaşını Aşmış Her Kadın Kendini Muayene Etmeli<br />
Prof. Dr. Can Gürbüz, meme kanserinde en önemli risk faktörünün yaş olduğunu belirtiyor. Yaşı ellinin üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığının, yaşı ellinin altında olan kadınlardan 4 kat daha fazla olduğunu belirten Dr. Gürbüz, &#8220;Adet görmeye erken başlanması, menopoza geç girilmesi, 30 yaşından sonra doğum yapılması, östrojen hormonu tedavisi, doğum kontrol hapları, alkol, şişmanlık ve yağlı beslenme, meme kanseri risk faktörleri arasındadır.</p>
<p><span id="more-5"></span></p>
<p>Tüm bu risk faktörlerine karşın; şişmanlığın azaltılması, alkolün dozunda alınması, spor ve sebze- meyvenin bol tüketilmesi gibi basit önlemlerle meme kanseri riski %30-40 oranında azaltılabilmektedir&#8221; diye konuşuyor. Prof. Gürbüz erken tanı için kadına önemli görev düştüğünü söylüyor. &#8220;Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, adet bitimini takip eden günlerde kendi kendini muayene etmeli, bu muayeneler sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı araştırılmalı, bir değişiklik saptanmasa bile yirmi yaşından itibaren her üç yılda bir muayeneye gitmeliler&#8221; diyen Gürbüz, &#8220;Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl bir doktor tarafından muayene edilmeli ve iki yıl arayla mamografi çektirmeli. Elli yaşından itibaren ise her yıl mamografi çektirmeli&#8221; tavsiyesinde bulunuyor.</p>
<p>Kansere çare genetik bilimde</p>
<p>New Orleans&#8217;ta düzenlenen 41. ASCO (Amerikan Kilinik Onkoloji Derneği) Toplantısı&#8217;na katılan onkologlardan biri olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#8217;nden Prof. Dr. Fuat Demirelli, &#8220;Toplantıdan çıkan sonuç kanser tedavisinin genetikte gizli olduğudur&#8217; diye konuşuyor. Günümüz tıbbında kullanılan hiçbir tedavinin birbirinden çok üstün taraflarının olmadığını savunan Demirelli, &#8220;Son birkaç yıldır genel eğilim, kanser hücresinin kontrolsüz çoğalmasındaki mekanizma bozulmasını tespit etmeye yönelik, yani genetiğe yönelik. Kanser hücresi olduğu yerde duracak, ilerlemeyecek, çoğalmayacak&#8221; diye konuşuyor.</p>
<p>Meme kanseri terimi bitecek</p>
<p>Genetik tedavi yönündeki adımların hızlandığını anlatan Prof. Demirelli, &#8220;Bir miligramlık tümör dokusunun içinde bine yakın genin ne durumda olduğu görüyorsunuz. Eminim ki on yıl sonra meme kanseri diye bir terim kullanmayacağız. Şu nedene bağlı olarak gelişmiş A tipi meme kanseri, bu genlerin aşırı çalışmasına bağlı olarak gelişmiş B tipi meme kanseri diyeceğiz&#8221; şeklinde konuşuyor.</p>
<p>Tedavi yolları</p>
<p>Meme kanseri tedavisinde çok önemli gelişmeler olduğunu açıklayan uzmanlar; &#8220;Erken teşhis organın alınmamasını, dolayısıyla özgüvenin korunmasını sağlıyor&#8221; diyorlar. Kemoterapi, ışın ve hormon tedavilerinden başarılı sonuçlar alınıyor.</p>
<p>Günümüz tıbbı meme kanseri tedavisinde başarılı sonuçlar almaya imkân veriyor. Ancak, her hastalıkta olduğu gibi, meme kanserinde de erken teşhis son derece önemli. Dr. Can Gürbüz, meme kanserinin en sık kullanılan ve gelişmiş tedavi yöntemlerini anlattı&#8230;</p>
<p>Meme kanseri nasıl tedavi edilir?</p>
<p>Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler oldu. Birçok tedavi olanağı ortaya çıktı. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa, tedavi olanağı o kadar artar.</p>
<p>Meme kanserine yönelik ameliyatlar nasıl yapılıyor?</p>
<p>Günümüzde, meme kanserinin tedavisinde cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar; memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar şeklinde ikiye ayrılır. Bunlara ek olarak; alınan memenin yerine plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması ameliyatları vardır.</p>
<p>Kemoterapi nedir?</p>
<p>Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedaviye &#8216;kemoterapi&#8217; denir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi belirli bir süre uygulanır ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye &#8216;adjuan kemoterapi&#8217; denir.</p>
<p>Hormon tedavisi nedir?</p>
<p>Bazı meme kanseri hücreleri içerdikleri hormon reseptörleri aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı olabilir. Hormon tedavisinde amaç; bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve hormona duyarlı olan kanser tiplerinde östrojen etkisini ortadan kaldırarak, kanserin gelişmesini önlemektir.</p>
<p>Işın tedavisi, yani; radyoterapi bütün meme kanserlerine uygulanır mı?</p>
<p>Işın tedavisi meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı bulunan kanser hücrelerinin öldürülmesini sağlamak amacıyla yapılır. Bazen de cerrahi tedavinin yapılamadığı durumlarda bölgedeki kanser hücrelerini yok etmek amacıyla uygulanır. Bu tedavinin de diğer tedavilerde olduğu gibi bazı yan etkileri vardır. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınır. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etkiler yaklaşık bir yılda kendiliğinden yok olur. Tedavi edilmeyen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde azalır. Bunlara ek olarak; akciğer ve kalp de zarar görebilir.</p>
<p>Sigara içene protez meme sakıncalı</p>
<p>Meme protezi kullanılmasının getirdiği komplikasyonlar nelerdir?</p>
<p>Protez her ne kadar vücut dokularıyla uyumlu olan silikon maddesinden yapılmış olsa da, vücut için yabancı bir cisimdir. Yabancı cisimler, bölgede enfeksiyon ortaya çıktığı zaman mutlaka vücuttan uzaklaştırılmalıdır. Yani; protez bölgesinde en ufak bir enfeksiyon ortaya çıkarsa, protezi çıkartmak gerekebilir. Bu da yapılan tüm işlemlerin boşa gitmesi anlamına gelir.</p>
<p>Vücudun kendi dokusu kullanılarak meme yapılacaksa, nereden deri alınır?</p>
<p>Karın bölgesinden veya sırt bölgesinden deri, deri altı yağ dokusu ve kas dokusu alınır. Bu şekilde vücuda hiçbir yabancı cisim girmediği için yöntem avantajlıdır. Ameliyat sonrası radyoterapi ve kemoterapi yapılacaksa bile, hemen rekonstrüksiyon için kullanılabilen bu yöntem, vücudun diğer bölgelerinde yara izi kalabildiği için ya da ameliyat sonrası ağrı olduğu için sorun yaratabilir. Ancak, özellikle doğum yapmış belirli bir yaşın üzerindeki kadınlarda karın bölgesinde sarkma olduysa, meme için bu bölgeden deri alınırken sarkma da düzeltilir. Bu ameliyatı olmaya karar veriyorsanız, çocuk doğurmak gibi bir niyetinizin bulunmaması gerekiyor. Çünkü karın duvarı nispeten zayıflar ve gebelik sırasında karın fıtığı riski artabilir.</p>
<p>Meme rekonstrüksiyonu için karın dokusu her kadında kullanılabilir mi?</p>
<p>Sigara içenlerde, ileri derecede şişman olanlarda, 65 yaşın üzerindeki kadınlarda karından alınan doku ile yapılan meme rekonstrüksiyonu ameliyatları sakıncalıdır. Ayrıca, şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi sağlık sorunu bulunanlara da meme rekonstrüksiyonu operasyonları tavsiye edilmez. Karın bölgesine radyoterapi uygulanmışsa ya da bu bölgeye liposuction uygulanmışsa, diğer tedavi yöntemleri incelenmeli ve hastaya en uygun olanı kullanılmalıdır.</p>
<p>Sırt bölgesinden doku alınarak meme yapılması ideal bir yöntem mi?</p>
<p>Bu bölgede çok fazla doku bulunmuyor. Dolayısıyla, büyük bir meme yapmak için yeterli doku olmuyor. Bu yöntem daha çok memenin bir kısmı alındıysa, alınan bu bölgedeki doku kaybına bağlı deformasyonun düzeltilmesi için kullanılıyor.</p>
<p>Meme kanseri önlenebilir mi?</p>
<p>&#8216;Henüz meme kanserini kesin olarak önleyen bir yöntem yoktur. Ancak, kanser ve sonuçlarından korunmada erken tanı ve doğru tedavi çok önemlidir&#8217;.</p>
<p>Hekime görünün</p>
<p>20 yaşın üzerindeki kadınlar her ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini muayene etmelidirler. Dikkat edecekleri şeyler meme dokularında farklılık olup olmadığıdır. Eğer bir değişiklik fark ederlerse, kendi kendilerine tanı koymayıp bir hekime başvurmalıdırlar. (Kendi kendine muayenenin psikolojik olarak riski vardır. Memede görebilecekleri çok basit değişiklikler veya fibro kistler, kadınlarda meme kanseri olduklarına dair kuşku yaratabilir ve gereksiz yere kaygı duymalarına neden olur. Bir hekime başvurarak bu kaygıdan kurtulmaları gerekir). Kadınlar arasında 2 meme arasındaki farklılıklar (büyüklük) tek başlarına kanser sebebi değildir. Memede ele gelen bir kitlenin habis olma olasılığı düşüktür. Yine de kararı hekim vermelidir. 30 yaşın üzerinde yılda en az 2 defa bir hekime görünmelidir. (Bilgili bir hekim memede kanser olan veya olmayan kitlelere yüzde 70 ila yüzde 90 oranında sadece muayene ile doğru tanı koyabilir, kesin sonuç yine de biyopsi ile belirlenmelidir.</p>
<p>Yapılacak incelemeler</p>
<p>Genel olarak memede tespit edilen kitlenin kapsamlı olarak incelenmesi gerekmektedir. Bu incelemeler:</p>
<p>* Klinik muayene<br />
* Radyolojik inceleme<br />
* Patolojik inceleme<br />
* Marker (Belirteç)&#8217;dir.</p>
<p>Meme kanseri tedavisi kolları tehdit edebilir</p>
<p>Meme kanseri ameliyatından sonra; kolda dolgunluk hissi, deride gerginlik, el bileğinde hareketlilik azalması gibi sorunlar yaşayanların hemen bir uzmana başvurması gerekiyor. Çünkü bütün bu belirtiler lenfödeme işaret ediyor.</p>
<p>Doç. Dr. Cenan Çağlar meme kanseri cerrahi tedavisinin ardından en sık rastlanan sorunlardan biri olan lenfödem yani; kol şişmesiyle ilgili sorularımızı yanıtladı&#8230;</p>
<p>Lenfödem yani kol şişmesi nedir?</p>
<p>Meme kanseri tedavisinde, koltuk altında yer alan lenf düğümleri cerrahi olarak çıkartıldığında veya buraya radyoterapi uygulandığında, kolun kalbe dönen lenf sayısı akım yolu bozulur. Bunun sonucunda kolda lenf sıvısının birikmesine bağlı şişme olur. İşte bu klinik tabloya &#8216;lenfödem&#8217; diyoruz. Meme kanseri tedavisi sırasında koltukaltı lenf düğümleri alınan hastalarda yüzde 10-20 oranında lenfödem gelişiyor. Lenfödem değişen şiddette ortaya çıkabiliyor, bazı ilerlemiş olgularda tüm fiziksel aktiviteyi etkileyebilecek kadar ağır seyredebiliyor. Bu nedenle, ameliyatla koltuk altınızdaki lenf düğümleri alındı ise, lenfödeme karşı uyanık bulunmanız ve ön belirtilere dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü lenfödem erken dönemde fark edildiğinde çok daha kolay önlenebiliyor.</p>
<p>Lenfödemin belirtileri nelerdir?</p>
<p>Kolda dolgunluk hissi, deride gerginlik, el bileği ve parmakların hareketliliğinin azalması, giysi kolu, bilezik, yüzük gibi eşyaların dar gelmeye başlaması.</p>
<p>Lenfödem önlenebilir mi?</p>
<p>Koltuk altı lenf düğümleri çıkartılacaksa veya koltuk altı bölgesine radyasyon tedavisi uygulanacaksa, hastalar mutlaka önceden lenfödem ile ilgili uyarılmalıdır. Ameliyat sonrası takipte kullanılmak üzere her iki kol çevresi farklı noktalardan ölçülerek kaydedilmelidir. Lenfödem için alınacak önlemler hemen ameliyat sonrası başlar. Yatağınızın başucuna büyük, görünebilir bir tabela asarak veya el bileğinize parlak renkli bir bant geçirerek &#8220;Bu koldan kan alınamaz, serum takılamaz ve tansiyon ölçülemez&#8221; uyarısını yazın. Ameliyat sahasına dren konmuşsa, drenin etrafındaki cilt bakımına özen gösterin. Ameliyat kesisi ve drene yakın yerlerde; kızarıklık şişme, ısı artışı, gibi enfeksiyon belirtilerine karşı çok uyanık olun. Laboratuvar testleri için yaptığınız ziyaretler sırasında; kan alma, damara girme, tansiyon ölçümü ve enjeksiyon gibi girişimleri mutlaka diğer kolunuzdan yaptırın. Ameliyat sonrası kolunuzun bakımı konusunda hekiminiz sizi mutlaka eğitecektir.</p>
<p>Lenfödemin neden olduğu sorunlar nelerdir?</p>
<p>Enfeksiyon ve pıhtı olarak açıklayabiliriz. Enfeksiyon: Kolda biriken proteinden zengin sıvı, bakteri üremesi için ideal bir ortam. Burada oluşan enfeksiyon tablosuna &#8220;lenfanjit&#8221; deniyor. Deride pişik görünümlü kızartılar, kaşınma, renk değişikliği, şişliğin artması, ısı artışı, ağrı, kolun normalde algılanandan daha ağır hissedilmesi, ateş yükselmesi ve titreme gibi belirtileri var. Böyle bir enfeksiyon geliştiğinde lenfödeme yönelik tüm tedaviler derhal durdurulmalı; vakit kaybetmeden bir hekime başvurulmalı, antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Pıhtı: Kolun şişmesiyle birlikte basınç artışına bağlı olarak toplardamarlarda kan akımı yavaşlayabiliyor. Bu durum damarlarda pıhtı oluşma riskini artırıyor; bu da toplardamar kaynaklı ek şişmelere yol açabiliyor.</p>
<p>Lenfödem hastayı nasıl etkiler?</p>
<p>Lenfödem gerek fiziksel gerekse psikolojik açıdan hayatınızı etkileyebilir. Şişen kol ağırlaşır, hareket etmesi güçleşir ve ilgili tüm eklem ve kasları zorlamaya başlar. Şişkinlik nedeniyle gerginleşen derinin vereceği rahatsızlık da buna eklenir. Ağrı başlayabilir. Bazen deri, yer yer kuru ve kalın bir hal alabilir, ender olarak da deride çatlaklar, küçük yaralar oluşabilir. Bu bulgular doku içinde protein birikimine bağlıdır.<br />
Her bin erkekten ikisinde meme kanseri görülüyor</p>
<p>Meme kanserini kadın hastalığı zannedenler yanılıyor. Her bin erkekten ikisinde meme kanseri görülüyor. Üstelik; erkekler memelerinde bir kitle tespit ettiklerinde genellikle bunu önemsemediklerinden, doktora zamanında değil, geç evrede gidiyorlar.</p>
<p>Dr. Can Gürbüz, halk arasında sanılanın aksine; meme kanserinin kadınlara özgü bir durum olmadığını, erkeklerde de görüldüğünü belirtti. Her bin erkekten bir-ikisinde meme kanserine rastlandığını açıklayan Doktor Can Gürbüz, memesinde sert bir kitle tespit eden, değişiklik fark eden herkesin, mutlaka ihmal etmeden bir uzmana başvurması gerektiğini belirtti. Dr. Can Gürbüz, konuyla ilgili merak edilen soruları yanıtladı&#8230;</p>
<p>Erkeklerde meme kanseri sık görülür mü?</p>
<p>Daha nadir olmakla birlikte, erkeklerde de meme kanseri görülür. Hastalık her iki cinste de birçok yönden benzerlik gösteriyor. Erkeklerde nadir görüldüğü için genellikle en son akla gelir ve erkekler hekime daha geç başvururlar. Bu nedenle, hastalık çoğu kez daha ilerlemiş safhada teşhis edilir. Her 100 meme kanseri olgusundan bir, ikisini erkek hastalar oluşturuyor. Erkeklerde görülen tüm kanserlerin 1000&#8242;de ikisini meme kanserleri oluşturuyor. Bu oran kadınlarda yüzde 26. Bu istatistiksel sonuçlar daha çok Avrupa ülkeleri ve ABD&#8217;nin kayıtlarından edilmiştir. Dünyanın farklı bölgelerinde, erkeklerde meme kanseri ile karşılaşma sıklığı değişkenlik gösteriyor.</p>
<p>Erkeklerde ne tip meme kanseri görülür?</p>
<p>Kadınlarda görülen meme kanserlerinin hepsi erkeklerde de görülebilir. Erkeklerde süt üreten bezler gelişmemiş olduğu için &#8216;lobuler karsinom&#8217; daha nadir görülür. Erkeklerde de kadınlarda olduğu gibi en sık görülen kanser tipi süt kanallarından kaynaklanan &#8216;duktal karsinom&#8217;dur.</p>
<p>Hangi belirtilerle ortaya çıkar?</p>
<p>Memede bir kitle gelişmesiyle ortaya çıkar. Bu kitle genellikle ağrısızdır. Kitle hemen meme başının altında yer alır. Meme başından akıntı gelmesi, meme başının içeri çekilmesi veya memede yara ortaya çıkması daha nadir görülen belirtiler.</p>
<p>Erkeklerde meme kanseri daha geç mi teşhis ediliyor?</p>
<p>Erkeklerde meme kanseri teşhisi konulduğunda hastalık çoğu zaman geç safhada oluyor. Erkek meme dokusunun yapısından dolayı, deriye ve göğüs duvarına çok yakın bir yerleşimde bulunuyor. Kadın meme dokusu çevresi ise, destek dokusuyla çevrili. Bu nedenle, erkek memesinde başlayan kanser kısa sürede deriye ve göğüs duvarına yayılabiliyor. Bu da, hastalığın kısa süre içinde ileri evreye geçmesine neden oluyor. Toplumda erkeklerde meme kanseri olamayacağı yönünde yanlış bir kanı var. Bu nedenle, erkekler memelerinde bir kitle fark ettiklerinde genellikle aldırmıyorlar. Hekime başvurmakta gecikiyorlar. Yapılan bir çalışmaya göre; erkekler memelerinde bir sertlik fark ettikten ortalama 10 ay sonra hekime başvuruyorlar. Halbuki bunun tersine; kadınlar derhal hekime başvuruyorlar.</p>
<p>Erkeklerde meme kanseri bulguları nelerdir?</p>
<p>En önemli bulgu; ele bir kitle veya sertliğin gelmesidir. Bu kitle tek memede ortaya çıkar. Her iki memenin birden büyüdüğü değişiklikler daha çok diğer meme hastalıklarıyla ilgilidir ve kanser şüphesinden uzaklaştırır. Ele gelen kitle sert ve düzensiz bir yapıya sahiptir. Genellikle ağrısızdır. Memeden akıntı gelmesi, meme başı ve çevresinde kızarıklık, kabuklu yara gibi değişiklikler de kanser açısından önemsenmesi gereken durumlardır.</p>
<p>Erkeklerde meme kanseri teşhisi nasıl konur?</p>
<p>Erkek meme kanseri teşhis yöntemleri kadınlarla aynıdır. Fizik muayene ve mamografi, erkeklerde de en önemli teşhis yöntemi. Kesin teşhis, parça alınarak patoloji tetkiklerinin yapılmasıyla konur.</p>
<p>Erkeklerde meme kanseri tedavisi nasıl yapılır?</p>
<p>Erkeklerde uygulanan meme kanseri tedavisi genel prensipler içerisinde kadınlarla aynıdır.<br />
Kemo, meme kanseri riskini yüzde 85 azalttı</p>
<p>Her kadının hayatı boyunca meme kanserine yakalanma riskinin olduğunu söyleyen araştırmacılar, &#8216;Kemo&#8217; tedavisiyle bu riski yüzde 85 oranında azaltmayı başardı Dünyanın en önemli kanser araştırma merkezi Boston&#8217;daki Dana Farber Kanser Enstitüsü&#8217;nde çalışmalar yürüten Dr. Hartman, &#8220;Meme kanseri olgularını aşağı çektik&#8221; dedi.</p>
<p>Dünyada bir milyon kadının yakalandığı meme kanseri, kadınların en büyük kabusu olarak nitelendiriliyor. Bu nedenle üzerinde en çok araştırmalar yapılan hastalıklardan birisi meme kanseri. İşte bu araştırmalar sonucu, Türkiye&#8217;de de Onkoloji Uzmanı Dr. Süalp Tansan tarafından uygulanan, &#8216;Kemo&#8217; tedavisinde önemli bir başarı elde edildi. Meme kanserine yakalanma tehlikesi olanlara uygulanan bu tedavi ile kanser riski yüzde 85 oranında azaltıldı. Bu başarıyı sağlayan ise dünyanın bir numaralı kanser araştırma merkezi, Boston&#8217;daki Dana-Farber Kanser Enstitüsü oldu. Enstitüde, Ulusal Kanser Önleme ve Risk Belirleme Programı kapsamında çalışmalar yürüten Dr. Anne Renee Hartman da bu başarıyı duyuran isim oldu: &#8220;Kemo tedavisiyle, meme kanseri olgularını yüzde 85 aşağılara çektik&#8221; dedi.</p>
<p>Kemoterapiden farklı</p>
<p>Boston&#8217;daki enstitüde görüştüğümüz Hartman, yönteme ilişkin önemli bilgiler verdi: &#8220;Kemo tedavisinde amaç, meme kanserine dönüşmemesi için ADH (Atipic Ductal Hypeplassia) dokusunun koruma altına alınmasından ibaret. ADH adı verilen dokuyu saptadığımız taktirde, kemo tedavisi programına başlıyoruz. Kemo tedavisinin kemoterapiden farkı, kanserleşmemiş dokulara uygulanması ve kemoterapi ilaçlarının yanı sıra daha farklı ilaçlar kullanılması.&#8221;</p>
<p>ADH dokusuna dikkat</p>
<p>Kendi kendine meme muayenesi sırasında eline bir sertlik gelen her kadının vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini vurgulayan Dr. Hartman, çalışmalarını şöyle anlattı: &#8220;Memede, kanserleşmeden hemen önce oluşan dokuyu arıyoruz. Bu dokunun adı ADH. Eline bir sertlik gelen her kadında ADH dokusu olacak diye bir kesinlik yok. Ama memedeki normal hücreler mutasyona uğrarsa, doku ADH formatına giriyor. Bir kez daha deformasyon olursa da kansere dönüşüyor. İşte, biz ADH&#8217;yi saptadığımız her kadına kemo todavisi uyguluyoruz. Kanseri haber veren ADH dokusunu ise mammografi çekerek tespit edebiliyoruz.&#8221; Dr. Hartman, klinikte kadınların iki ayrı grupta incelendiğini belirtti. Birinci grupta, ailesinde kansere genetik yatkınlığı olan kadınlar, ikinci grupta ise ailesinde meme kanseri olgusu bulunmayan kadınlar var. Birinci grupta yer alan ve 40 yaşında olan bir kadının anne ve kız kardeşi meme kanserine yakalandıysa, mutlaka genetik test tavsiye edildiğine dikkat çeken Dr. Hartman, şunları söyledi:</p>
<p>Risk hesaplanıyor</p>
<p>&#8220;Bu şartlardaki kadın yüzde 50 risk grubunda yer almaktadır. Bu durumda öncelikle meme kanserine yol açan BRC1 ve BRC2 genlerine bakıyoruz. Bazen hem anne ve hem de baba tarafında bu genler bulunabiliyor. Burada çok değişik risk hesaplama aritmetiği var. Kriterlerimiz, ailede kaç kişinin kanserli olduğu, kanserin kaç yaşında başladığı, iki memede olup olmadığı veya aynı memede tek alanda mı, çift alanda mı kanser bulunduğu&#8230; Bütün bu parametrelere bakıyoruz. Kadına farklı seçenekler sunuyoruz. Klinik uygulamada, meme MR&#8217;ı çekiyoruz. Biyopsi, mammografi ve MR teknolojilerinden faydalanıyoruz. Bu grupta yer alan kadınların erken teşhis için 25 yaşından itibaren yılda bir kez mutlaka mammografi çektirmeleri gerekiyor.&#8221;</p>
<p>DNA gelişimi inceleniyor</p>
<p>İkinci grupta yer alan genetik yatkınlığı bulunmayan ama memede ele gelen sert bir doku olan kadınların da incelemeye alındığını belirten Dr. Hartman, ailede genetik öyküsü olmayan bu kadınların kanserden korunmak için 40 yaşından itibaren yılda bir kez mammografi çektirmelerini önerdi. Dr. Hartman, meme kanserinde DNA gelişimini incelediklerine dikkat çekerek, &#8220;BRC1 ve BRC2 genlerine bakıyoruz. Eğer anne ve baba tarafında BRC1 ve BRC2 genleri bulunursa ve bu sadece bir tarafta bile varsa kadın golü yiyor&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik-ankara.com/gogus-kanseri.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
